29 Mayıs 2017 Pazartesi

The Legend of the Blue Sea / Kore Dizisi

Günün dizisinde bugün The legend of the blue sea dizisi var. Diziyi bitireli haftalar olmasına rağmen yazısı yeni geliyor, biliyorsunuz durumları. Aslında diziye 2 kere başladım. Şöyle oluyor, anlatayım. Dizinin oyuncu kadrosu yüzünden popüler olduğunu biliyordum çevirisinin bitimine az bir zaman kala başladım. 6. bölümde ise bıraktım çünkü aşırı sıkılmıştım. Sonrasında dizisiz kalıp devam ettiğimde ise çok daha fazla sevdim ve hep bir diğer bölümü bekledim. Bazen dizi izlemek bayıyor ve sıkıntı veriyor. Eğer okulda nöbet haftamda isem mesela.. Yük oluyor bir nevi. Sanırım ilk başladığımda o zamanlarımdaydım.. Sonrasında modum da iyiydi daha keyifli geldi. İzlemeyen duymayan kaldı mı bilmiyorum ama anlatımını çok uzatmayıp, biraz bahsedip gideceğim söz.
Tür: Romantik, Komedi, Fantastik.
Bölüm Sayısı: 20

Konusu: Jun Ji Hyun (Gianna Jun) gerçek aşkı bulmak için karaya çıkan ve yolu işinin ehli olan dolandırıcı Heo Joon Jae (Lee Min Ho) ile kesişen bir deniz kızıdır. Ji Hyun, Joon Jae'ye aşık olur ve onun peşinden aylarca yüzerek Seul'e gelir. Joon Jae'nin küçük yaşta annesi ile yolları ayrılmış ve dolandırıcı Joo Nam Do ile tanışmıştır. Sonrasında ikisi yanlarına hacker Tae o'yu da alarak profesyonel dolandırıcılar olarak büyük vurg unlar yapmış, hayatlarını o şekilde yaşamaya başlamışlardır. Sonrasında deniz kızı Ji Hyun'un da hayatlarına dahil olmasıyla birlikte kendilerini önceki hayatlarından yarım kalan bir takım olayların ve yeni maceraların içinde bulurlar. 



"Tüm o aşk hikayelerinden retorik ve önemsiz kelimeleri çıkarırsan geriye sadece bir cümle kalacaktır. "Yanındayken kıymetini bil" "

Dizinin konusunu çok sevdim. İlk zamanlarda yarım bırakmamın sebebi bölüm başlarında önceki hayatlarındaki yaşantılarına dair kesitler olması ve dizinin pek sarmaması idi. Sonra bölümleri izlemeye devam ettikçe -tarihi kesitleri de geçmeden izlemem sonucunda- geçmiş ve gelecek arasında kurulan dengeyi kavramış böylece geçmişi de merak etmeye başlamıştım. Sonra olaylar da başlayınca izlemesi bana keyifli geldi.

"Söyledim sana. Benim aşkım ömrümden daha uzun." 

Dizinin komedi tarafı çok iyiydi. Hatunu cidden çok seviyorum ve o saf hallerini izlemek kahkahalar attırdı. Aşırı tatlıydı ve aşırı güzel. Önceleri bu kadar güzel bulmuyordum ama yeni doğum yaptığı halde bu kadar enerjik, komik ve güzel gözükebilmesi.. Bilmiyorum. Hatun gibi hatun ne denir ki başka. Lee Min Ho ise izlemeyi seviyorum ya. Ses tonu filan çok farklı, güzel geliyor. "Mutlaka her dizisini izlerim çıkar çıkmaz izlerim" diyemem ama listeme alırım kesinlikle.


"Bu dünyada en kolay değişen şey insan kalbidir."

Joon Jae'nin Ji Hyun'un aklından geçirdiklerini duyabilmesi fikri çok iyiydi. İzlerken sürekli birinin kafasından geçenleri duyabilmeyi düşündüm.. Bizde Joon Jae gibi başlarda şebek şebek sırıtır ama sonrasında "bir sustur şu kafandaki sesleri, bir uyutmadın ha" modunda dolaşırdık, bir yerden sonra cidden yorardı diye düşünüyorum. 

Ji Hyun'un karaya çıktığında edindiği arkadaşlarına da bayıldım ya çok enteresan ve özel dostluklardı. Sokakta yaşayan bir kadın ve bir kız çocuğu. Çok ta bilmiş bir kız çocuğu. Çok güzel bir üçlü olmuşlardı. Onları daha fazla beraber izlemek isterdim. Mesela final bölümünde Ji Hyun sokakta yaşayan dostunu ziyaret etmişken minik kızı görmeye gitmemesi.. Bir miktar sinir olmuş olabilirim. Bence dizinin en şirin tarafıydı dostlukları. 


+Diyelim ki birine aşık oldun. Bu demek oluyor ki teslim oldun.
–teslim olmak ne demek?
+Kaybetmek demek. Yani kaybettin. Başka bir deyişle birini seversen her söylediğine kanarsın. Başın büyük belaya girer.
-Neden?

+Bu ona ait olduğun anlamına gelir. O adam böyle yap derse yaparsın, şöyle yap derse yaparsın. Sana yalanlara inanmanı söylerse inanırsın. Bu aşktır işte.



Finalinden de biraz bahsedecek olursam.. Kore dizilerinde en uyuz olduğum şeylerden bir tanesi bilirsiniz ki zaman atlamalarıdır. Çok şaşırılacak bir durum ki.. Bu dizinin finalinde de var. Çok gerek olduğunu düşünmüyorum finali için ama sonunu güzel bağladılar. Sadece final sahnesine gelene kadar beni bir dört döndürdüler. Biraz da sevdiğim ve sevmediğim kısımlarından spoiler vererek yazıya son vereceğim.


- Final bölümünde onu tanıyan herkesin hafızasını silmesi ve yıllar sonra geri dönmesi.. Delirtti beni. O anda bir çözüm bulana kadar hafızalarını silmek yerine çok daha farklı çözümler bulunabilirdi ama yine ve yine senarist kaçış yolu olarak zaman atlamasını kullandı. 
- Gözyaşlarının inciye dönüşmesi, gözyaşlarını Joon Jae'ye para olarak dönsün diye biriktirmesi, pembe incilerin mutluluktan ağladıklarında dökülmesi çok özel bir ayrıntıydı.
- Reenkarne olmadan önceki hayatları ve şimdiki hayatlarında farklı mevkilerde olma yada aynı iyi veya kötü karakterde olmaları
-Jo Jung Suk'un konuk olması dizinin en güzel kısmıydı galiba. Yeni bir dizi bitirmiş olmasına rağmen özlediğimi hissettim. Adam kalbiyle oynuyor yahu ne diyim. O kısacık anlarda bile hem gülümsetti hem hüzünlendirdi.. Özellikle yaptığı seçimin sonucu.. O sahneyi görmememiz çok iyi oldu çünkü cidden ağlardım. 


Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Çok çok efsane bir dizi değil evet ama benim için izlemesi -1 kere diziyi bırakmama rağmen- keyifliydi. Sadece 20 bölüm yerine 16 bölümde bitmeliydi. Belki de dizi izlemeye aç olduğum bir zamana denk geldiğinden bilemiyorum ama.. Çerezlik demeyeceğim tatlı bir dizi idi. Yeni dizilerde tekrar görüşmek dileğiyle diyor kaçıyorum efenim.
Huzurlu günlere.

2 yorum:

  1. Bu diziyi ben de merak ediyorum ama Kore Dizilerini başladıktan sonra zor bitirme gibi bir huyum var, dramanın ağırlığından sıkılıyorum galiba. Instagram'daki kore dizileri hesaplarında paylaşılan kısa dizi videolarını falan izliyorum öyle de yetiyor. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman hiç bu diziye bulaşma derim çünkü sıkılma olasılığın yüksek.. Onun yerine seni saracak diziler izleyip, gidişatına alışırsan sonrasında pek zorlanmazsın. :))
      Umarım çok severek izleyeceğin bir diziyle karşılaşırsın :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...